{myadvertisements[zone_1]}
Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adınız:
  

Şifreniz:
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler: 27
» Son Üye: sinemgökay
» Toplam Konular: 303
» Toplam Yorumlar: 321

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Toplam: 3 kullanıcı aktif
» 0 Kayıtlı
» 3 Ziyaretçi

Son Aktiviteler
Vücut Tipine Göre Kıyafet...
Forum: Kadınca
Son Yorum: sinemgökay
29-09-2017, Saat: 23:07
» Yorumlar: 0
» Okunma: 34
Belgrad Gezi Notlarım
Forum: Serbest Yazılar
Son Yorum: sinemgökay
29-09-2017, Saat: 22:36
» Yorumlar: 0
» Okunma: 26
Vücut Geliştirme Sporuna ...
Forum: Serbest Yazılar
Son Yorum: sinemgökay
29-09-2017, Saat: 22:33
» Yorumlar: 0
» Okunma: 32
Makyaj Malzemeleri Nasıl ...
Forum: Kadınca
Son Yorum: sinemgökay
29-09-2017, Saat: 22:29
» Yorumlar: 0
» Okunma: 30
Topuklu Ayakkabı Seçimi
Forum: Kadınca
Son Yorum: sinemgökay
29-09-2017, Saat: 15:53
» Yorumlar: 0
» Okunma: 29
Topuklu Ayakkabı Nasıl Ra...
Forum: Kadınca
Son Yorum: sinemgökay
29-09-2017, Saat: 15:49
» Yorumlar: 0
» Okunma: 22
interneten film izlemenin...
Forum: Serbest Yazılar
Son Yorum: cidelierhan
22-09-2017, Saat: 11:08
» Yorumlar: 0
» Okunma: 25
Bilgisayarda Üst Düzey Gü...
Forum: Güvenlik ve Onarım Programları
Son Yorum: cidelierhan
21-09-2017, Saat: 17:12
» Yorumlar: 1
» Okunma: 150
Anıtkabir / Nasıl Yapılmı...
Forum: Atatürk
Son Yorum: mütesir
21-09-2017, Saat: 16:31
» Yorumlar: 1
» Okunma: 130
27 Şubat 2016 Sayısal Lot...
Forum: Serbest Yazılar
Son Yorum: mütesir
21-09-2017, Saat: 16:30
» Yorumlar: 1
» Okunma: 379

 
  Vücut Tipine Göre Kıyafet Seçimi
Yazar: sinemgökay - 29-09-2017, Saat: 23:07 - Forum: Kadınca - Yorum Yok

Aldığımız kıyafetlerin hem modaya uygun olmasını hem de vücut ölçülerimize uygun olupta bizi daha da ince ve uzun göstermesini isteriz. Peki, doğru kıyafeti nasıl almalıyız?

A tipi

A tipi kadınlar dar düşük omuzlara, küçük-orta beden göğüslere, ince bel ve yuvarlak basenlere sahiptir. Bu tip kadınlar, vücutlarının üst kısmında hareketli, alt kısmında ise düz paça pantolon ya da evaze kesimli etek giymelidir. Buradaki amaç basenlerin yuvarlaklığını bir avantaj olarak kullanarak alt kısma göre daha dar ve küçük olan üst bedenle oranlamak olmalıdır. Kruvaze elbise modelleri, bele oturan ve ampir kesimler tercih edilebilir. Dikkat edilmesi gereken bir nokta da mutlaka topuklu ayakkabı giyinmektir.

B tipi

Orta beden göğüs, ince veya orta beden bel ve yuvarlak basen, bu tipin en belirgin özellikleridir. Bu vücut tipi giyinmesi en kolay ve avantajlı vücut tiplerindendir. Vücut tipinizle ilgili bilmeniz gereken en önemli nokta, omuz-basen-göğüs genişliklerinin ve bacak boyu ile üst beden oranıdır. B tipi olan kadınlar, bilek boyu ve düşük bel-düz paça pantolon, kalem ve çan etek, klasik tek düğmeli ve kruvaze ceket gibi birçok farklı modeli giyebilme şansına sahiptir. Ancak bu tip kadınların iri desenli kumaşlardan ve hareketli formlardan kaçınmalıdır.

C tipi

Bu tip vücutlarda basene oranla omuzlar daha geniştir. Bel düz, kalça dar, bacaklar ise dahai ncedir. Bu kadınların dikkat etmesi gereken nokta ise omuzları olduğundan daha da geniş göstermeyecek şekilde giyinmektir. Bu yüzden vatka veya düşük omuz kesimli kıyafetlerden kaçınılmalıdır. Çan ve evaze eteklerin yanı sıra pantolon-etekte bu grup için doğru bir seçim olabilir. Üst kısımda ise dar tişört veya kazaklar, dar omuz kesimli ceketler, üstü hafif bol, kalçada oturan elbiseler tercih edilebilir. Bu kadınlar, dar kalçaları ve ince bacaklarıyla istedikleri pantolonu giyebilirler.

D tipi

Dar ve düşük omuzlar, küçük veya orta beden göğüsler, dolgun bacaklar, geniş bel ve basenler bu grubun tipik özellikleridir. Öncelikle bu tipteki kadınlara elbiselerini her zaman bir beden büyük almalarını ve bir terziye vücutlarına göre daralttırmalarını tavsiye ederim. Etek boylarını ise her zaman diz altında tutmalılar. Düz ve geniş paçalı pantolonlar ya da omuzları basene göre orantılan geniş yakalı, hafif bol ceket ve bluzlar tercih edebilirler.

E tipi

Kalın boyun, geniş omuz, girik ve dolgun bel, omuzlarla aynı oranda genişlikteki basenler. Bu siluet dolgun vücut tipleri arasında oranlı ve düzgün bir vücut tipidir. Bilek boyu ya da düşük bel bol pantolonlar bu vücut tipleri için çok uygundur. E tipleri boyunlarını her zaman açık bırakmalıdır. Bele oturan elbiseleri de rahatlıkla giyebilirler.

F tipi
Kalın boyun, geniş ve düşük omuzlar, dolgun göğüsler, kalın ve düz bir bel, düz kalçalar ve tüm bedene oranla ince bacaklar F tipinin belirgin özellikleridir. Bu tip kadınlar öncelikle bedenin üst kısmını inceltecek kesimleri tercih etmelidir. Drape, geniş yaka, düşük omuz kesimli kıyafetlerden kesinlikle kaçınmalıdır. Ceket boylarının kalça hizasında, etek boylarının ise en kısa diz altında olmasına dikkat edilmelidirler. Ceket, palto, mantolarının cepleri kalça hizasında olmalıdır.

Bu konuyu yazdır

  Belgrad Gezi Notlarım
Yazar: sinemgökay - 29-09-2017, Saat: 22:36 - Forum: Serbest Yazılar - Yorum Yok

Sırbistan’ın başkenti Belgrad vizesiz seyahat edip, farklı yerel lezzetleri tatmak ve eğlenmek isteyen Türkleri çekiyor. 1,5 saatlik uçak yolculuğuyla ulaşılan kent çok sayıda Osmanlı eseri de barındırıyor…

SIRBİSTAN, Avrupa’nın doğu ve batısını birbirine bağlayan yolların kesiştiği, Balkan Yarımadası’mn merkezinde yer alan bir ülke. Avrupa’nın en uzun nehri olarak bilinen Tuna’nm bir kolu olan Sava ırmağının kıyısına kurulan Belgrad, UNESCO korumasındaki Panoniyen ve Sumadiya doğal alanlarını içeren turistik bir kent.

HER YERDE OSMANLI İZİ VAR
Vizesiz balkan turu denilince akla ilk gelen yerlerden biri kuşkusuz Belgrad. Belgrad, Türk misafirlerine Osmanlı’dan günümüze gelen birçok tarihi mekanı görme imkanı sunuyor. Bunlar arasında padişah Üçüncü Ahmet’in kızı Fatma Sultan ile evlenip Peter-varadin Muharebesi’nde şehit düşen Damat Ali Paşa’mn türbesi, Bayraklı Camii gibi mekanlar en dikkat çekenleri.
Şehri gezerken bazı Türkçe kelimeleri görürseniz hiç şaşırmayın. Buna örnek olarak kentin en bilinen tarihi ve kültürel yerlerinden biri olan Kalemegdan’ı (Belgrad Kalesi) gösterebiliriz. Açık hava müzesi olarak hizmet veren Kalemeg-dan, Tuna nehrinin kolu Sava’nm manzarasına hakim bir tepede bulunuyor. Kuruluşu 19. yüzyılın sonlarına ve 20. yüzyılın başlarına uzanan Skadarlija’da, dönemin en tanınmış sanatçıları, entelektüel kişileri, şairleri ile ülkenin önde gelenlerinin buluştuğu taverna ve restoranları hala hizmet veriyor. Neşeli, sanatsal atmosferi ve bohem havasıyla Paris’in ünlü bölgesi Mont martre’yi andırıyor.
İstanbul’un İs tiklal Caddesi varsa Bel grad’ın da Knez Mi-hailova’sı var. Burası tahmin edeceğiniz üzere kentin önemli açık hava alışveriş caddesi. Başta Orto-doks’lar olmak üzere inanç turizmine meraklı turistler, Avrupa’nın en büyük Ortodoks kilisesi olarak bilinen Saint Sava’yı ziyaret ediyor. 5 bin yıllık geçmişi bulunan kentte, 40’tan fazla Ortodoks, sekiz tane Roma Katolik kilisesi, çok sayıda cami ve birkaç tane de sinagog bulunuyor.

KIBRIS’A RAKİP OLABİLİR
Belgrad’da, her türlü canlı ve makine oyunlarından hoşlananlar için pek çok seçenek bulunuyor. Belgrad gece hayatı oldukça canlı. Kent bugüne kadar Kıbrıs’a gidenlerin karşısına yeni bir alternatif olarak çıkıyor. Bu makinelerin bulunduğu mekanların en büyüğünü Sava ırmağının hemen yanında kurulu bulunan Belgrad’m en önemli eğlence kompleksi Grand Casino oluşturuyor. Bu mekanda, dört restoranda yerel lezzetlerin yanı sıra, uluslararası mutfakların en güzel örnekleri misafirlere sunuluyor. Grand Casino Pazarlama Direktörü Milos ‘ Simic, resmi makamlardan alınan bilgilere göre bu yılın ilk do-ayında Türkiye’den Belgrad’a gelenlerin 45 bini aştığını söylüyor. Simic, casinolarına gelen yabancılar içinde Türk misafirlerin ilk sıralarda yer aldığını vurguladıktan sonra “Misafirlerimize Las Vegas tarzında şovlar ve canlı konserler sunuyoruz” diye ekliyor.

NIKOLA TESLA’NIN MEMLEKETİ
Belgrad aynı zamanda günümüz dünyasının en önemli teknolojilerinden bazılarının mücidi olan Sırp asıllı Amerikalı fizikçi Nikola Tesla’mn memleketi. Tesla, telsiz ve radyo alanında Mors koduyla yapılan haberleşmeyi aşarak uzaktan kontrol mekanizmasını keşfetti. O’nun 1898’de New York şehrinin Madison Parkı’nda telsiz ile uzaktan kontrollü gösterisi, günümüzde adını taşıyan müzede, uzaktan akım verilerek ziyaretçilerin eline tutuşturulan floresanların yakılmasıyla birebir yaşatılıyor. Floresan, radar, manyetik rezonans (MR) ve kablosuz elektrik teknolojileri onun teorileri temel alınarak geliştirilmiş.

GDO’NUN UĞRAMADIĞI ÜLKE
Sırbistanlılar ülkenin her yerinde yetiştirdikleri GDO’suz (genetiği değiştirilmiş organizma) organik besinleriyle övünüyor. Ülke GDO’suz tarım yaptığı konusunda çok iddialı. Uluslar arası tarım devlerinden gelen tekliflerin geri çevrildiği konusu gururla dile getiriliyor.
Sırbistan mutfağı, bizim damak zevkimizi yakalayan ve hatta Avrupa’da yabancılık çekmeden doya doya yemek yiyebileceğimiz ender ülkelerden. Et ve tavuk ürünleri ise dünyanın pek çok ülkesinin mutfağı ile rekabet edebilecek kadar lezzetli. Nitekim konakladığımız Hyatt Regency’de verdiğimiz sahanda yumurta siparişi bizi lezzeti ve kokusuyla çocukluğumuza götürdü. Ülkede Türk, Macar ve Avusturya mutfaklarının etkilerini de görmek mümkün. Lüks ve lezzetli yemekleri uygun fiyatlarla kentte bulabiliyorsunuz.
Eski liman bölgesi Betonhala’da bulunan Ambar Restaurant Balkan mutfağının en iyi yemek uygulamalarını bulabileceğiniz seçeneklerden biri olarak karşımıza çıktı. Özellikle tavuklu yemek seçenekleri çok lezzetli. Geleneksel yemeklerin modernize edilerek sunulduğu mekan geniş şarap menüsü ile Fransa ve Kaliforniya’daki restoranlarla rekabet edebilecek kadar zengin. Burada üzüm ve erikten yapılan milli içecekleri rakija’yı denemek de mümkün. Ambar’m da bulunduğu eski liman bölgesinde yol boyunca çok sayıda eğlence mekanı ve canlı müzik yapan salon var.

Kişiye özel hizmetler
Belgrad gezimiz boyunca bizleri bir an olsun yalnız bırakmayan Monja (Monya okunur) Uzunovic’in girişkenliği ve gittiğimiz her mekanda iyi ağırlanması dikkatimizi çekti. Kendisine ne iş yaptığını sorduğumuzda “lüks concierge hizmeti” diye yanıtladı. Girişimci gençten anlattığı bu hizmetin Türkiye’deki gençlerin de İlgisini çekebileceğini düşünerek biraz ayrıntı vermesini istedik. İşiyle ilgili şu bilgileri verdi:
“Yurtiçi ve yurtdışında gezerken birçok kez hem benim hem de çevremdeki insanların kendilerine özel, farklı talepleri olduğunu gördüm. Bu farklı taleplere tek elden yanıt veren bir oluşum olmadığını görünce geçen yıl “Concierge Belgrade Service (CBS)’1 şirketini kurdum. Türkler de dahil, dünyanın neresinden gelirse gelsin Sırbistan’a gelen misafirlere terzi usulü özel hizmetler veriyoruz. Örneğin, bebekli çiftler bizden kendileri şehir gezerken bebeklerini emanet edebilecekleri bir bakıcı isteyebiliyor. Ya da ailesine farklı bir mekanda farklı lezzetler tattırmak isteyenler bizden kendilerine özel restoranlar bulmamızı istiyor. Talep edilmesi halinde şoförlü-şoförsüz her türlü araç temin ediyoruz. Otelde kalmak yerine bir evde konaklamak isteyenlere bütçe ve tercihlerine göre ev veya villa buluyoruz. Zaten bu yüzden mottomuzu ‘24 Saat Yılın 365 Günü Kişiye Özel Hizmet Veriyoruz’ şeklinde belirledik. İş veya eğlence amaçlı çok farklı, kişiye özel hizmet talep edenler bize Concierge-belgrade.com adresinden ulaşabilirler.” Belgrad gezisi düşünenler  Belgrad gezilecek yerler blog sayfamdan takip edebilirsiniz.

Bu konuyu yazdır

  Vücut Geliştirme Sporuna Başladıktan Ne Zaman Sonra Supplement Kullanılmalı?
Yazar: sinemgökay - 29-09-2017, Saat: 22:33 - Forum: Serbest Yazılar - Yorum Yok

Alıntı:Yeni başlayanlarda suplament kullanımı özellikle ilk 3 ay gerekli değildir.

Sebebi yeni başlayanların gerek kas tonusu gerek ise bu kaslara yapılan baskılar suplament kullanımı için yetersiz olup ilerki dönemlerde gerekli ise kullanımı önerilir..

Kişi spora başlamıştır günlük yediği yemeklerden (sabah,öğlen,akşam) almış olduğu kalori yapacağı hafif egzersiz için yeterlidir..

Ama alırsam ne olur derseniz vucut sistemi önceliği sindirim sisteminde parçalanan hücre zarından geçip enerji santraline düşen besinlere yer verir yani yediğimiz yeni başlayan bir kişide doğal yoldan üretilen enerji yeterlidir vucut haricen alınan suplamenti ikinci planda yada yedek olarak tuttuğundan antreman sonunda Alınmış olan gereksiz suplamentin atımı için uğraşır. burada paramızı çöpe atmış oluyoruz yani suplament vucut tarafından tercih edilmeyip
öncelik besine veriliyor aldığımız suplament vucutte vucut tarafından atılmaya çalışılıyor..

Buna ben boşa atılan para derim..

İleriki zamanlarda 3. aydan sonra artık standart proğramlar aşılmış adeleler gelişimini tamamlamış hoca çalışkan bölge ile tembel bölgeyi tespit etmiş çalışkan bölgeyi yerinde tutarken tembel bölgeyi tamamlayıcı proğram yazmış kısacası size biraz yüklenmeye başlamıştır..

Eğerki Bu yüklenmelerde yediğinizin yetersiz olduğunu düşünüyorsanız önce hocanızın vereceği suplamentleri kullanın. Protein tozu seçiminde markasal tercihlerde de hocalarınıza veya bir bilene danışın. Protein tozları rastgele alınacak ürünler değildir. Bu konuda ben myprotein tercih ediyorum.

Çoğu yeni başlayanlarında yapmış olduğu hata direk suplament kullanmaktır gerek ucuz oluşu gerek ise kişiye güç vermesi kişileri yanılgı ve hataya sürükler hatadır çünkü kişi sadece cretine kullanarak performansını arttırır fakat karşılığı (amino asit) olmadığı için vucutta yıkımlar kaçınılmaz olur en yakın şubeden yıkım yaparak hareket halindeki bölgeye takviye yapar vucut haliyle cretinin ve antremanın etkisi ile şişen kolumuzdan zevk alsakta yaptığımız tek taraflı hamle yanlıştır. 

Kullanılan yada kullanacağınız herşey vucut sistemi antreman şiddeti suplamentlerin birbirine olan dayanışması çok önemlidir 

Bu konu altında yeni başlayanların suplament kullanımı hakkında soru ve görüşlerinizi belirtebilirsiniz.

Bu konuyu yazdır

  Makyaj Malzemeleri Nasıl Temizlenir?
Yazar: sinemgökay - 29-09-2017, Saat: 22:29 - Forum: Kadınca - Yorum Yok

Kimi zaman makyaj yapmak bile zor gelirken makyaj fırçalarını, süngerlerini ve diğer aksesuarları temizlemek daha zor gelebiliyor. Ancak bu ekipmanın temizliği zannettiğimizden daha mühim. Kullandığımız makyaj malzemelerinin düzenli periyotlar temizlenmesi hem onların hem de kullandığımız ürünlerin daha uzun ömürlü olmasını sağlıyor.

Makyaj süngeri; makyaj süngerleri kullanıldıkları sıvı ve krem bazlı ürün artıklarını bünyelerinde biriktirirler ve cildiniz ne kadar temiz olursa olsun yüzeyindeki bakterileri bu ürün artıkları içerisinde çoğaltırlar.Cilt bakımı yaparkende kullanacağınız sünger aynı statüye sahiptir. Dolayısıyla temizlenmeden kullanılan makyaj süngerleri yüzünüze kapatıcıların beraberinde bakteri uygulaması da demek oluyor. Makyaj süngerlerini ılık su ile yıkayarak kirini akıtabilir ve bebe şampuanı ile dezenfekte edebilirsiniz. Bu işlemi yaparken narin davranmanızda fayda var, aksi takdirde süngeri deforme edip ömrünü kısaltırsınız.

Cımbız ve kirpik kıvırıcı; bu aletler genellikle sert yapıda olduğu için temizlerken süngerde olduğu gibi narin davranmanıza gerek yoktur. Bu iş için ayıracağınız bir diş fırçasıyla rahatlıkla temizlik yapabilirsiniz. Sıcak su ile dezenfekte ettikten sonra anti bakteriyel sabun döktüğünüz diş fırçası ile güzelce fırçalayabilirsiniz. Özellikle, kirpik kıvırıcının ucunda kalan rimel kalıntılarını temizlerken faydası olacaktır.

Makyaj fırçaları; makyaj yaparken mükemmele ulaşmak istiyorsanız bunu iyi markaların makyaj fırçalarını kullanarak yapabilirsiniz. Bu fırçaların da çoğu zaman iyi bir fondötenle yakın fiyatlarda olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla, bu kadar para verdiğiniz bir fırçayı pamuklara sarıp sarmalamasanız da düzenli bakımla uzun ömürlü hale getirmeniz mümkündür. Makyaj fırçalarını her hafta düzenli olarak yıkamalısınız. Bu işlemi yaparken bebe şampuanı ve ılık su kullanmanız yeterli olacaktır. Fırçayı aldığınız yerde temizlemek için satılan özel solüsyonlardan da kullanabilirsiniz. Fırçayı kendi halinde kurumaya bırakırsanız kıllarında kıvrılmalar meydana gelebilir. Bu yüzden yumuşak bir havlu ile nemini aldıktan sonra kılların uçları yere bakacak şekilde asarak kurutabilirsiniz. Cildinizdeki makyajı temizlemek içinde shiseido gibi makyaj temizliyeciler kullanabilirsiniz.

Makyaj çantaları; kullandığımız birçok malzemeyi muhafaza ettiğimiz makyaj çantalarını temizlemenin en kolay yolu yıkamaktan geçer. Çoğu zaman silmekle temizlenmeyecek kadar kirlenebilirler. Kapağı kırılan bir far, açık kalan bir göz kalemi onu yıkamadan temizlenmeyecek bir hale getirebilir. Dolayısıyla rahat yıkayabilmek için yıkanabilir malzemeden yapılmış bir makyaj çantası kullanmanızda fayda var. Bu işinizi kolaylaştıracaktır.


Detaylı anlatıldığında zor bir işmiş gibi görünebilir ancak normal rutininizden ayıracağınız 10 dakika ile uzun ömürlü makyaj malzemeleri kullanmış olursunuz.

Bu konuyu yazdır

  Topuklu Ayakkabı Seçimi
Yazar: sinemgökay - 29-09-2017, Saat: 15:53 - Forum: Kadınca - Yorum Yok

Topuklu ayakkabılar, kadınların kendilerini en mutlu hissettiği ayakkabı türü. Pek çok kadına rahatlık konusunda sıkıntı çıkarsa da kadınların vazgeçemediği ender objelerden. Yıllar boyunca bir dişilik sembolü olan topuklu ayakkabıların bu ünü tesadüf değil. Vücudun ağırlık merkezini değiştirerek kalça kısmının daha çıkık ve bacakların daha uzun görünmesini sağlayan topuklular bir çok kadının tutkusu.

Peki her kadını heyecanlandırmaya yeten topuklu ayakkabılar nasıl seçilmeli? Her şeyle gider mi? Satın alırken nelere dikkat edilmelidir?

Şık ve çekici bir görünüm için giyimde bütünü yakalamak son derece önemlidir. Bu doğrultuda kıyafetlerinize uygun bir ayakkabıyı seçmek de kıyafet seçmek kadar önemli olacaktır. Her şeyin bir zamanı olduğu gibi topuklu ayakkabı giymenin de bir zamanı vardır. Sabah saatlerine eşofmanın altına topuklu ayakkabı giymeniz çok kötü bir görüntü oluştururdu. Topuklu ayakkabının giyim konusuna gelince örneğin siyah bir elbiseniz ve metalik taşlı bir kemer varsa ayakkabıyı da siyah ve metalik karışımı tonlarda seçmeyi düşünebilirsiniz. Fakat bu tamamen hatalı bir seçim olacaktır. Her iki bölgede aynı tarz süslemenin pek çok kadın tarafından uyumlu olacağı düşünülse de modacılar tarafından bu çok abartılı ve gereksiz bulunur. Her zaman kostüm seçiminizle aynı renk ayakkabı seçmek zorunda değilsiniz. Bazen aykırılıklar da iyi olabilir. Örneğin kahverengi bir eteğin altına sarı bir ayakkabı çok ilgi çekici ve şık durabilir. Genellikle bu tarz aykırı renk kombinleri çoğu zaman faciayla sonuçlansa da yine de denemek isteyebilirsiniz.

İş kadınları için de topuklu ayakkabılar olmazsa olmazlardandır. Topuklu ayakkabılar, iş kadınlarını profesyonel ve entelektüel görünümü için kuşkusuz en önemli noktalardır. Topuklu ayakkabı hem yazlık ayakkabı modelleri hem de kışlık ayakkabı modelleri arasında mevsim farketmeksizin yerini alabiliyor. Etek veya pantolon, ne giyilirse giyilsin topuklu ayakkabı iş dünyası kadınları için vazgeçilmezdir. Örneğin lacivert bir takımın altına yine koyu renk bir topuklu ayakkabı kadının özgüvenini arttırırken iş dünyasında göreceği saygıyı da katlayacaktır.

Ayakkabıyı denerken dikkat edilmesi gereken önemli unsurlardan biri çıplak ayakla denememektir.

Gün içerisinde ayakların terlemesi veya çevresel etkilerle nemlenmesi son derece doğaldır. Nemli ayaklarda doğal olmayan malzemelerle yapılmış ayakkabılar istenmeyen etkiler yaratabilir. Ayakkabı alırken ayakkabı çorabı veya külotlu çorap giyilmesi tercih edilir. Çorap, ayağın ayakkabıdan kayarak çıkmasını veya zorlanmasını önleyici etkiye sahip olacaktır. Doğru ölçülerde ayakkabı seçtikten emin olduktan sonra gün içerisinde ayağın maruz kalacağı basınçları test etmek amaçlı öne, arkaya, sağa ve sola doğru baskı uygulanmalı ve tam anlamıyla ayakkabının ayağı kavradığından emin olunmalıdır. Topuklu ayakkabı denerken en çok dikkat edilmesi gereken nokta ayakkabının yürüyerek test edilmesidir. Hatta mümkünse bir basamakta merdiven çıkıyormuş gibi test edilirse gün içerisinde yaşanacak aksilikler bir nevi simule edilmiş olacaktır. Uzmanlar, ayakkabı satın almaya akşam saatlerinde gidilmesini öneriyor. Bunun sebebi gün içinde ayakta durma nedeniyle ayakların şişmesi. Gündüz saatlerinde ayaklarınıza tam oturan ayakkabı gece olduğunda ayaklarınızı sıkarak istenmeyen sonuçlara yol açabiliyor.

Bu konuyu yazdır

  Topuklu Ayakkabı Nasıl Rahat Giyilir?
Yazar: sinemgökay - 29-09-2017, Saat: 15:49 - Forum: Kadınca - Yorum Yok

Topuklu ayakkabılar birçok kadının, özellikle de iş kadınlarının vazgeçilmezlerinden biridir. Bu şık ve zarif ayakkabıların kadınlar için birçok güzel yanı olmasına rağmen, verdikleri rahatsızlık da cabasıdır. Topuklu ayakkabı giyen kadınların büyük bir bölümü bel, sırt, ayak ağrılarından şikâyet eder çoğu zaman. 

Bayan ayakkabı denilince akıla ilk gelen tabiki topuklu ayakkabılar. Kadınların kendilerini daha şık, daha çekici hissetmelerine yardımcı olan bu aksesuar aslında doğru seçimlerle birlikte daha kullanılabilir ve günlük hayatta daha tercih edilebilir hale getirilebilir. Yani topuklu ayakkabıların nasıl giyilmesine dair püf noktaları bilen kadınlar bu mutluluk veren acı durumunu, mutluluk veren keyfe dönüştürebilir. 

Topuklu ayakkabılarla daha rahat etmek için öneriler şöyle sıralanabilir;

Her şeyden önce doğru ayakkabı alabilmek için ayağınızı doğru bilmeniz gerekiyor. Ayağınızın yapısı, tam numarası ayakkabı seçiminde çok önemlidir. Küçük alınan ayakkabı kadar büyük ayakkabı da ayak için zararlı etkenler yaratabilir. Ayağınız taraklı ise geniş ayakkabılar tercih etmek, hatta uzun süreli kullanımlarda sandalet ve spor ayakkabılar giymeniz gerekebilir.

Kalın topuklu ayakkabıları daha çok tercih edin. İnce topuklu ayakkabılar, denge açısından sizin sürekli tetikte olmanıza sebep olur. Yürürken de daha fazla rahatsızlık verir. Kalın topuklu ayakkabılar ise hem denge hem de tabandan gelen basınç ve öne yüklenmeme açısından daha rahattır.

Platform ayakkabılar, topuklu ayakkabılar arasında en rahat modellerdir. Topuk boyu ne kadar yüksek olursa olsun, topuğun ön kısmı da benzer yükseklikte olduğundan daha alçak bir topuk üstünde yürüyor olursunuz, dolayısıyla ayağınız daha az etkilenir, dengeniz de bozulmaz.

İdeal topuk boyu 5-6 cm’dir. Bu boydaki topuklara sahip ayakkabılar, doğru seçim yapıldığı sürece size ağrı ya da acı vermez. Aksine bacak kaslarınızın gelişmesine de yardımcı olur. 
Bilekten bağlı ayakkabıları tercih edin. Bu ayakkabılar, bileğe de bağlı olduklarından iyi destek almanızı ve daha rahat yürümenizi sağlarlar.

Yüksek ayakkabılarda burun kısmı da önemlidir. Topuğun yüksekliği arttıkça ayağın ön tarafa yaptığı baskı da artacaktır. Sivri burunlu ayakkabılarda, bu basınç ayağın bir süre sonra ağrımasına, sonrasında da acımasına sebep olacaktır. Bu yüzden sivri burunlu ayakkabılardan ziyade yuvarlak burunlu ayakkabıları seçmek önemlidir.
Kışın topuklu bot ve çizmeleri giymek daha kolaydır. Ayağı tam saran bot ve çizmeler, özellikle de platform topuk ise, ayağı daha iyi kavradığı için yürüyüşün rahat olmasına yardımcı olur.
Yüksek topuklu ayakkabılarınızı giyerken silikon desteklerden kullanın. Ayağın ön kısmına yerleştirilen bu destekler, ön taraftaki basıncın bir nebze olsun azalmasına ve kayma yapmayacağı için daha iyi yürümenize yardımcı olur.

Topuklu ayakkabı giydiğiniz günlerde yanınızda düz tabanlı rahat bir ayakkabı taşımayı unutmayın. Günde 1-2 saatliğine bu ayakkabıyı giyerek ayağınızın rahatlamasına izin verin.
Ayakkabı alırken akşam saatlerini tercih etmeye çalışın. Akşam saatlerinde ayaklarınız şişmiş olacağından doğru numarayı ve kalıbı, dolayısıyla daha sonrasında vurmayacak, size acı vermeyecek doğru ayakkabıyı bulmanız rahatlaşacaktır.

Bu konuyu yazdır

  interneten film izlemenin yolları
Yazar: cidelierhan - 22-09-2017, Saat: 11:08 - Forum: Serbest Yazılar - Yorum Yok

Merhaba arkdaslar yeni evimizde tv miz yok bu yüzden film lerimizi izleyemiyoruz bize çok acil yayın kanalı önerirmisiniz.

Bu konuyu yazdır

  doğal çamaşır deterjanı
Yazar: aksaak - 26-07-2017, Saat: 17:12 - Forum: Bitkiler - Yorum Yok

herkese merhaba forumun anneleri

bende hamd olsunki bir anneyim ve çocuğum için bazı endişelerim var. Geçen gün tv de kimyasal temizlik ürünlerinin zararları hakkında bişeler izledim hele ki bebeklere olan zararları açısından iyice ürperdim diyebilirim internette evde doğal deterjan nasıl yapılır diye aratıp biraz araştırdım ve bişeler buldum. inş buradaki annelerin de işine yarar bu aşağıdaki tarif. yazıyı gördüğüm siteden alıntılayarak paylaşıyorum inş faydası olur.

Doğal Çamaşır Deterjanı Tarifi

Doğal çamaşır deterjanı için bize lazım olan maddeler:

1 lt su

1 bardak zeytinyağlı sabun tozu

1 bardak çamaşır sodası

1 /2 bardak boraks

Organik çamaşır deterjanının tarifi: Bütün bu malzemeleri bir kaba koyup, iyice karışana kadar çırpıyoruz. İyice karıştırdıktan sonra organik çamaşır deterjanımız olmuş oluyor. Her yıkamada bir kahve fincanı kadar makinenizin deterjan bölümüne ekleyebilirsiniz. Tabi özel bitkisel kokular da bu karışıma ekleyerek çamaşırlarınızın mis gibi kokmasını sağlayabilirsiniz.  Tamamen doğal çamaşır deterjanı olarak bu tarifi kullanabilirsiniz.

Kaynak: http://www.organikdeterjan.net/dogal-camasir-deterjani/

Bu konuyu yazdır

  Doğal Çamaşır Suyu
Yazar: aksaak - 22-05-2017, Saat: 16:34 - Forum: Doğal Yaşam - Yorum Yok

herkese merhabalar

foruma yeni geldim ve güzel bir paylaşım yapayım dedim. Doğal ve organik hayat ile çok ilgiliyim. İnternette bu konuda öylesine takılırken doğal olarak çamaşır suyu yapıldığını gördüm. O ağır kimyasalları kullanmayın derim artık..Bir siteden alıntıladım.

Evde Organik Çamaşır Suyu Nasıl Yapılır ?
Organik çamaşır suyu için gerekli maddeler:
* 12 bardak kadar içme suyu
* 1,5 bardak oksijenli su
* 1/2 bardak limon suyu

Organik çamaşır suyu tarifi: Yukarıda saydığım bütün malzemeleri iyi bir şekilde karıştırın. İyi bir karışım elde ettikten sonra ev yapımı organik çamaşır suyu elde etmiş olursunuz. Normal kimyasal çamaşır suyu çok kötü kokmaktadır. Siz bu karışıma bitkisel kokulu yağlar ekleyerek çamaşır suyunun çok güzel kokmasını da sağlayabilirsiniz. Elde ettiğiniz organik çamaşır suyunu çamaşır beyazlatmada, temizleme ve iyi bir dezenfekte için kullanabilirsiniz. Gördüğünüz gibi tamamen doğal çamaşır suyunu kendiniz de bu şekilde üretebilirsiniz.

Kaynak: http://www.organikdeterjan.net/bitkisel-camasir-suyu/

Bu konuyu yazdır

  1~7 Nisan Kanser Haftasi
Yazar: ardahulya1905@gmail.com - 04-04-2017, Saat: 01:14 - Forum: Sağlık Köşesi - Yorum Yok

1-7 Nisan Kanser Haftasında Daha Bilinçli Yarınlara

http://www.northclinics.com/images/blog/mwap_7629637A551D5C04104347.jpg
Bütün dünyada günümüzün en önemli sağlık problemlerinden olan kanser hastalığı ile ilgili 1-7 Nisan arası Kanser Haftası olarak bilinmektedir. 
1956 yılında Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu'nun çabaları ile yurdumuzda ilk kanser hastanesi, 1956 yılında Ankara'da açılmıştır.
Kanser, günümüzün en önemli sağlık sorunlarından birisidir. Tanı ve tedavisindeki yenilikler, sağlık kuruluşlarından yararlanma olanaklarının artması, diğer hastalıkların tedavisindeki gelişmeler ve buna bağlı ortalama yaş süresinin uzaması gibi çeşitli nedenlerle kanserin önemi daha da artmakta; her gün daha çok sayıda kanserli hastaya tanı konabilmektedir.
Sağlık sorunuyla baş edebilmek için gönüllü kanser ve tedavisi hakkında doğru bilgileri edinmelerinin sağlanması gerekmektedir. Bu amaçla Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu'nun önerisi ile 1956 yılında Nisan ayının ilk haftası ülkemizde Kanser Savaş Haftası olarak kabul edilmiştir. Hafta boyunca çeşitli etkinlikler yapılmakta, kanserin erken tanısı ve korunma ile ilgili toplum bilgilendirilmektedir.
Kanser, en kısa tanımı ile hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalmaları demektir. Bu çoğalma sırasında, kanser hücresinde normal hücrelerden yapısal ve işlevsel farklılıklar ortaya çıkmaktadır. Bazen hücre normalde yaptığı işlevlerini yapmazken, bazen de normalde olmayan bazı yeni işlevleri de yapmaya başlayabilir. Anormal şekilde çoğalan bu hücreler bulundukları yerlerdeki doku ve organları işgal edecek ve işgal ettiği bu bölgelerin görevlerini engelleyecektir. Bu oluşum, kanserin türlerine göre değişiklik göstermektedir. Ancak bu konuda önemli ilerlemeler kaydedilmektedir. Günümüzde kanser, en sık ölüm nedenleri arasında birçok gelişmiş ülkede kalp-damar hastalıklarından sonra ikinci sırayı almaktadır. Erken tanı ve tedavi kanserli hastalarda önemli oranda iyileşme mümkün olabilmektedir. Halbuki bilgi eksikliği, korku, ihmal gibi nedenlerle insanlar zamanında hekime başvurmamakta; böylece tanı gecikmekte, tedavi de güçleşmektedir.
Kanserin Sebebi Nedir?
Kanserin sebepleri çevresel ve içsel nedenler olarak ikiye ayrılabilir. Çevresel nedenler (kimyasal, radyasyon, viruslar gibi) ve içsel nedenler (hormonal, bağışıklık bozuklukları, kalıtsal mutasyonlar ve diğer genetik nedenler gibi) birlikte veya ardışık olarak hücreleri etkileyerek uzun yıllar içinde kansere yol açabilmektedirler. 

 Blog

Bu konuyu yazdır

{myadvertisements[zone_2]}